Haçlı Siyonist sömürgecilerin askeri, siyasi ve ekonomik sahadaki tek düşmanları İslam dır.Bu sömürgeciler çok iyi bilmektedirler ki Müslümanları bağları olan İslam’dan ayırmadıkları sürece ne askeri ne siyasi ve nede ekonomi alanında galip gelmeleri mümkün olacaktır. Durumun farkında olan İngiliz başbakanı Gladston 1882 yılında İngilizlerin mısırı işgalinden sonra İngiliz meclisinde kuran mushafını elinde tutarak şu sözleri sarf etmiştir: “mısırlılar bu kitaba bağlı bulundukları sürece bizim o topraklarda rahat ve huzurlu kalmamıza asla imkan olamayacaktır” demiş ve askeri, siyasi ve ekonomi alanlarındaki gizli ve açık, resmi ve gayri resmi asker ve ajanlarını seferber ederek İslam üzerinde şüphe düşürme yollarını araştırmaya , İslami kaynakları incelemeye ve hatta İslam tarihi bile yazmaya kalkarak İslam’ı Müslümanların hayatlarından çalmak arzusuyla Müslümanları ve ülkelerini incelemeye almışlardır. Bu inceleme öğrenme ve öğretme amaçlı değil, İslam’ı kendi silahıyla zehirleme adına masaya yatırma planıdır.
İngiltere parlamentosunda yüksek meclis adıyla bilinen lordlar kamarasında Lord Curzon, 27 Eylül 1909’da yaptığı konuşmada şöyle diyordu: “Doğu insanının yalnız dillerine değil, törelerine, hissiyatına, geleneklerine, tarihine, dinine de aşina olmamız, Doğu ruhu diyebileceğimiz şeyi anlama maharetimiz, kazanmış olduğumuz mevkii gelecekte de koruyabilmemizi sağlayacak tek dayanaktır.” Bu söz gerçekten oryantalizmin manifestosu sayılabilecek bir sözdür. Buradaki sömürgeci lordun anlatmak istediği konu da gayet açıktır. Bizler sömürgeciler olarak insanların yalnız dillerini sömürmekle kalmayıp (İngilizcenin tüm dünyaya dayatılması gibi) törelerini de, hissiyatlarını da, geleneklerini de, tarihini de, dinini de sömürmeden doğu halklarına ve sahip oldukları hazinelere temelli olarak sahip olamayız demek istemiştir. İşte bu cihette Müslümanların sahip oldukları manevi hazinelerine oryantalistler (sözüm ona doğu bilimciler) bilim kisvesi adı altında sömürgeci güçlerin akademik kanadını oluşturmaktadır. Sömürgecilerin başlatacağı saldırıları haklı çıkarmak ya da bilimsel keşifler demek suretiyle çarpıtmak bunların görevleridir. Nitekim coğrafi ilmi keşifler denen sömürgecilik faaliyetlerinde sözde kaşiflerin ortaya koydukları çaba İslam’ı ortadan kaldırma çabalarıdır. Muhammed Kutup çağdaş konumumuz adlı eserinde oryantalist Vasco de gamayı şöyle tarif etmiştir. Vasco de gama ibni Macid denilen Müslüman bir denizcinin yardımıyla Afrika turunu tamamladıktan sonra şu sözleri sarf etmiştir: “İşte şimdi İslam’ın boynuna ipi dolamış olduk. Artık yapılacak tek şey, bu ipi çekip boğmak ve ölmesini beklemektir”. Bunun yanı sıra Macellan sadece bilim adına bizim topraklarımızı keşfetmek için mi çıkmıştır? Burnumuzun ucunda olan toprakları göremedik de Macellan mı bize gösterdi? Macellan ve onun gibi oryantalistler; kardeşlik bağlarını tesis etmek, etrafa barış tohumları saçmak, insani değerleri yeşertmek gayesiyle yolculuklara çıkmamışlardır. Onların amaçları hem teorik hem de pratik olarak, halkların köleleştirilmesine, ülkelerin sömürgeleştirilmesine hizmet etmiştir. Bugün dahi insani amaçlar kisvesi altında işgaller yapılmakta, insanlar kendi topraklarında katledilmektedir; Afganistan’da, Irak’ta, Suriye’de, Libya’da, Arakan’da, Filistin’de olan da budur. Ancak rabbimiz bunların şerlerinden sakınmamız adına bizi uyarmıştır: Onlara «yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayın» denildiği vakit «Biz yapıcı, düzeltici kimseleriz» derler. (Bakara Suresi-11)
Bu yapıcı ve düzeltici hareketlerine Kendilerince coğrafi keşifler demişlerdir. Bizce de keşiftir ama doğu topraklarının nasıl sömürüleceğinin planlanması adına yapılan keşiflerdir. İşte oryantalistler, hem aktif olarak sahada işgalci güçlere kılavuzluk yaparak yolarını açmışlar hem de bu işgal planlarını dünya ya ilmi keşifler adına yutturmak için akademik kadrolarını devreye geçirmişlerdir.
Doğu topraklarını sömüren güçler buradaki akademik kadroları vasıtasıyla doğu halklarını öncelikle Hristiyanlaştırmak isteyerek misyonerlik çabalarıyla bazı toplum ve ülkelerde başarıyı yakalamışlarsa da istedikleri sonuçlara ulaşamamışlardır. Misyonerlik çabaları yetersiz kalınca papaz Samuel Marinus Zwemerin nasihatiyle Müslümanlardan geriye kalanlarının hayatlarındaki İslami hassasiyetlerini yok etmek amacıyla akademisyenler adı altında bilimsel araştırma yalanlarının gölgesinde oryantalist yaklaşımlarını ortaya koymuşlardır. Amaçlarını İslam’ı tümden yok etmekten çok, İslam’ı aktif bir hayat dini olmaktan çıkarmaya yönelmiştir. Kimileri sözde İslam tarihi yazarak tarihi bilgileri çarpıtmışlar, kimileri peygamberimiz Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi vesellem) Hayatını konu alan kitaplar yazarak peygamberimizin hayatındaki olayları kendi karanlık kalplerine göre yorumlamışlar, kimileri daha ileriye giderek kuran tefsirleri çıkararak ayetleri batıl tevillerle çarpıtmak suretiyle gerçek İslam’ın üstünü örtmek adına üstün bir çaba göstermişlerdir
Dün Afrika’ya medeniyet götürme adına insanları öldüren, mallarını yağmalayan ve köleleştiren sömürgeci güçler, günümüzde de Asya toplumlarına demokrasi götürme adına ellerindeki yönetim gücünü alarak köleleştirmektedirler. Sömürgeci güçlerin elinde tuttuğu bilim adamları ve akademisyenler çağlar boyunca hep aynı amaca hizmet etmişlerdir. Bu akademisyen ve bilim insanları sömürdüğü insanlarının sevgisini kazanma adına bir çaba içerisindedirler. Oryantalistler sivil değillerdir. Askeri bir ordunun akademik tugayını oluşturmaktadırlar. Örneğin, Napolyon Mısır’ı işgal ettiğinde yanındaki bilim adamı ve akademisyen topluluğuyla İskenderiye’ye girmiş, hizmetinde yer alan oryantalistlere ilk Mısır Enstitüsü’nü kurdurmuş, Mısır’ın Tasviri’ni yayınlatmış ve bu tasvirde de Mısır’ın fethedilmediği, “kurtarıldığı”nın yazıyor olması oryantalistlerin çalışmalarının ürünüdür.
20. yüzyılın başlarına gelindiğinde sömürgeci güçler, oryantalistlerin doğu temsilleri diye uydurdukları bilgilere dayanıyorlardı. İngiliz İmparatorluğu’nun önemli isimlerinden Balfour, 1910’da Avam Kamarası’nda yaptığı konuşmada, “Doğu’daki Şarklıların tüm tarihine bir göz atın, kendi kendini yönetmenin izine rastlayamazsınız. Tüm önemli yüzyılları zorbalık altında, mutlakiyetçi yönetimler altında geçti” diyerek sanki Müslümanların haline üzülüyormuşçasına şeytani bir imaj çizmiş ve kurtarılma reçetesi olarak kendilerini göstermiştir. İngiliz savaş kabinesinde dışişleri bakanı olan Arthur Balfour, Filistin’de bir Yahudi devletinin kurulmasını amaçlayan balfour deklarasyonunu yayınlayan kişidir.
Oryantalizm, sömürge yönetimlerini haklı göstererek, onların ortaya çıkmasında önemli rol üstlenmiştir. Oryantalistler, sömürgeci güçlere, gidecekleri uzak ülkelerin dosyalarını ayaklarının önüne sermiş ve önlerini açarak onların akademik, ilmi kanadını oluşturmuştur. İçimizdeki sözde aydın kesimler ise oryantalistlerin yolundan giderek onların doğuyla alakalı uydurdukları bilgileri benimseyerek zihinlerinin sömürülmesine izin vermişlerdir.
https://www.youtube.com/watch?v=pVGjMTsc_Xc
https://www.youtube.com/watch?v=2xzqWn30i1A
https://www.youtube.com/watch?v=oWKP7eeMu7w
Allah Kimlere Rahmet Eder Yusuf Yılmaz Hocamızın anlatımı ile İman Ve Hayat
This website uses cookies.