Categories: Makaleler

SÖMÜRGECİLİĞİN SAC AYAĞI; REFORMİZM

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla
Ey insanlar! Yeryüzünde bulunan şeylerin güzel ve temiz olanlarından nasibinizi alın ve şeytanın peşinden gitmeyin, zira o kendi gizli olsa da sizin apaçık düşmanınızdır. (Bakara Suresi-168)
İnsanların birçoğu kendi yaratanının öğütlerini dinlememeleri sebebiyle yolundan sapmış ve şeytanın izince bir yol almışlardır. Yeryüzünde kendi nasiplerini elde etmek için çalışmış ancak doymayarak başkalarının da nasiplerine tecavüze yeltenmişlerdir. Hatta insan haklarından çok insanın kendisine sahip olmaya kalkarak büyüklenmişler ve işi kendilerini ilahlaştırmaya kadar götürmüşlerdir. Bu sahte ilahlar kendi otoriteleri karşısında zayıf olan toplumların inançlarını, kültürlerini, siyasetlerini, iktisatlarını ve hatta bedenlerini sömürerek insana hayvan muamelelerinde bulunmuşlardır. Bu tip sahte egemen güçler tarihin tozlu sayfalarında oldukça fazladır. Firavun bu sömürgeci anlayışın bir örneği olarak karşımıza çıkmakta ve İsrail oğullarını sömürerek köleleştirmekteydi. Ta ki Allah, bu azgının karşısına elçisi Hz. Musa’yı (aleyhisselam) dikene dek. Musa (aleyhisselam) firavunun ihtişamlı saltanatı karşısında Allah’ın yüce adaletini haykırıyor ve bu zalimliğe bir son vermesini istiyordu. Firavun ise, bu davete zalimlere yakışır bir tarzda yaklaşarak sömürgeci anlayışında direterek şöyle diyordu: ‘Ey milletim! Mısır hükümdarlığı ve memleketimde akan bu ırmaklar benim değil mi? Görmüyor musunuz?’ (Zuhruf Suresi-51,52)
Allah’ın imtihan için vermiş olduğu mülkü sahiplenerek, insanlara zulmeden, köleleştiren, bir meta gibi gören anlayış firavundan sonrada devam etmiş ve günümüzde de devam etmektedir. O zaman firavunun karşısında durabilen, karşı çıkabilen ve saltanatına son veren bir sistem olarak nasıl İslam var idi ise, aynı şekilde günümüz firavunların karşısında durabilen tek sistem yine İslam’dır. İslam dan başka hiçbir sistem gerçekten bir zalimin karşısına dikilemez çünkü İslam kaynağı zalimlerin kaynak havuzlarının dışındadır. İslam her çağda, şaşan bir beşerin uydurduğu zihin ürünlerinin ötesindedir. Firavunların, Nemrutların, Hamanların, Karunların karşısında İslam dururken nasıl komünizm diye bir şey yok idi ise, bugünde komünist ve kapitalist sömürgeci zalimlerin gerçek mahiyette karşısında durabilecek tek güç yine Allah’ın dini İslam’dır. İslam kapitalist, komünist, oryantalist, reformist, zalimleri birbirinden ayırmadan ret etmektedir. Bu durum gerçek olduğu için haçlı sömürgeciler ve Siyonist Yahudiler yüzyıllar boyunca bu ilahi sistemin karşısında durmuşlar, engellemeye kalkışmışlardır.
Sömürgeciler dünya tarihi boyunca İslam’a ve Allah’ın peygamberlerine karşı savaş açmışlar ve günümüze kadarda bu savaşı sürdürmektedirler. Bütün bu süreç sadece insanların onların boyunduruğundan kurtulup Allaha kul olduklarından dolayıdır. Sadece tek rab olarak Allah’ı tanıdıklarından dolayı da Müslümanlar çeşitli işkence ve eziyetlere maruz kalmışlar ve kalmaktadırlar. Dünyada Müslümanlar egemen güç olduklarında insanlara Allah’ın dinini tebliğ etmektedir. Kabul edenleri kardeş olarak görmekte, kabul etmeyenleri ise cizyeye bağlayıp kendi yaşamlarına terk etmektedirler. Ancak aynı medeni tavrı Hristiyan ve Yahudilerden ya da Mecusilerden görmek mümkün değildir. Onların egemenlikleri gözyaşı, kan, zulüm, yağma, tecavüz, cinayet, ahlakların ifsadı, ruhların kirletilmesi, kalplerin karartılmasıyla sonuçlanmıştır. Kendilerinden başka insanlara yaşam hakkı ya da insan olma hakkı tanımadıklarından dolayı insanların mallarını, kültürlerini, dinlerini ve hatta bedenlerini yağmalamışlardır. Sömürgeci güçler coğrafi keşifler yalanları adı altında Afrika’nın topraklarını işgal etmiş ve yer altı zenginliklerini çalarak kendi ülkelerine götürmüşlerdir. Bugün Avrupa’nın şatafatlı zenginliğine hayran olan ahmaklar, bu zenginliğin temelindeki insan iskeletlerini görmemektedirler. Sömürgecilerin asli bir dini yoktur ve Afrika insanlarını daha iyi sömürmek için onlara din olarak putperest, ruhban anlayışa sahip Hristiyanlığı götürmüşlerdir. Çünkü onların uydurduğu matta incilinde ‘kötülük yapana karşı koyma; sağ yanağına vurana, öbür yanağını da çevir’ anlayışına sahip olunduğundan Hristiyanlık sömürgeciler için vazgeçilmez bir doktrindir. Ancak İslam zalime karşı her zaman karşı koyan aktif bir dindir. Bu yüzdendir ki tarih boyunca Hristiyanlar İslam’a karşı kılıçla savaş açmışlar ama Allah her zaman kafirlere karşı bir Selahaddin çıkararak dininin izzetini ve varlığını korumuştur. Kılıçla zafer elde edemeyeceğini bilen sömürgeci kafirler farklı bir metot ile farklı cepheler açmıştırlar. Sömürgeciler İslam’a karşı oryantalizm, reformizm ve Masonluk olmak üzere üç cephede savaşmaktadırlar.
BİRİNCİ CEPHE: REFORMİZM
Halifeliğin ilgasından sonra Müslümanlar dünyanın siyasi sahnesinden çekilmiştir. Müslümanların bir daha eski konumuna gelmemesi adına sömürgeciler bele indirici darbeyi vurmak adına İslam dünyası içerindeki belli ajanlarını devreye sokarak onları kendi oryantalist yazarların eserleriyle zehirli bir eğitim kampına alarak eğitmişlerdir. Eğitimlerini tamamlayan reformist ajanlar ülke sınırları içlerine sızarak kafa karıştıran ilginç fikirleri İslam kamuoyunun içine yaymayı planlamışlardır. Bu planlanan hareketin adı reformist hareketlerdir.
Reformist fikirler, 1970’li yıllardan sonra Mısır ve Pakistan taraflarından yapılan kitap tercümeleriyle daha bir ivme kazanmış, bugün ise iyice çığırdan çıkmıştır. Reformist düşünceler İslam dünyası içinden Cemaleddin Afgani, Muhammed Abduh, Reşid Rıza ve Fazlurrahman üzerinden yürütülmüştür. Bu şahısların ortaya attığı şeriatin temeline aykırı fikirler, günümüzde taraftarlarınca sürdürülmekte, fakat ehlisünnet alimlerince yazılan eserlerle bu fikirler çürütülmektedir. Reformist çevreler şeriatin dört delilinden olan icma ve kıyas’ı kabul etmediklerini her fırsatta söylemekle birlikte, Kur’an için aynı cesaretle konuşamamak da dolaylı yollarla batıl teviller yaparak kafalarda şüphe bırakmayı amaçlayanlarla birlikte, Sünneti ve sahih hadisleri ret edenler, mucizeleri batıl bir şekilde çarpıtanlar Hz. Adem’e (aleyhisselam) baba bulanlar, cenneti sınırlandıranlar da bulunmaktadır.
Reformist hareketin baş fikir babaları masondurlar. Cemaleddin Afgani denilen şahıs İranlıdır ve Paris’te eğitim almıştır. İskoç Mason Locası’na üyeliği olmuş daha sonra Fransız Grand Orient Locası’na reis olmuştur. Taraftarlarınca Afgani’nin masonluğu, davası uğruna yaptığı bir iş olarak yorumlanmışsa da konunun ehlince yapılan eleştirilerle bunun bir aldatmaca olduğu ortaya konmuştur. II. Abdulhamid Han’ın hatıra defterinde Afgani’yle ilgili söylediği şu sözlere bakmak yerinde olacaktır: “Hilafetin elimde olması sürekli olarak İngilizleri tedirgin etti. Blund adlı bir İngiliz ile Cemaleddin Afgani adlı bir maskaranın elbirliği ederek İngiliz hariciyesinde hazırladıkları bir plân elime geçti… Cemaleddin Afgani’yi yakından tanırdım. Mısır’da bulunuyordu. Tehlikeli bir adamdı. Bana bir ara Mehdilik iddiasıyla bütün Orta Asya Müslümanlarını ayaklandırmayı teklif etmişti. Buna muktedir olamadığını biliyordum. Ayrıca İngilizlerin adamı ve çok muhtemel olarak İngilizler beni sınamak için bu adamı hazırlamışlar idi. Derhal reddettim. Bu sefer Blund ile iş birliği yaptı. Kendisini İstanbul’a çağırttım… Bir daha İstanbul’dan çıkmasına izin vermedim”. (Abdulhamid Han, Sultan Abdulhamidin Hatıra Defteri (Haz. İsmet Bozdağ), İstanbul 1986 (8. Baskı), Pınar Yay., s. 73)
Muhammed abduh da onun öğrencisidir ve hocası Afgani’nin yolundan gitmiştir. İngiltere’nin Mısır sömürge valisi Lord Cromer onu şu şekilde takdir etmiştir: “Kuşkusuz İslâmî reformist hareketin geleceği Şeyh Muhammed Abduh’un çizdiği yolda ümit vaat ediyor. Ve o yolun yolcuları Avrupa’nın her türlü yardım ve teşviklerine lâyıktırlar.” ( M.Muhammed Hüseyin, Modernizmin İslâm Dünyasına Girişi, (Trc. S. Özel), İstanbul 1986, İnsan Yayınları, s. 91-92 (Cromer’in 1905 yıllığının 7. maddesinden naklen).
Şeyhülislâm Mustafa Sabri Efendi Abduh’la ilgili şunları söylemiştir: “Şeyh Muhammed Abduh’a isnat olunan yeniliğe gelince aslı şudur: Şeyh din sahasındaki sarsılmaz dinamiğinden Ezher’i sarsıp ayırmış, mensuplarını bu suretle dinsizliğe doğru geniş adımlarla yürütmüştür. Fakat dinsizleri, dindarlığa doğru bir adım bile attıramamıştır. Üstadı Afgani vasıtasıyla, masonluğu Ezher’e sokanda odur.” (Mustafa Sabri Efendi, Mevkıfu’l-Akl ve’l-İlm ve’l-Alem, Beyrut 1314 (3.Baskı), c. I, s. 133; Tercüme: İbrahim Sabri Efendi (Yazma), c. I, s. 111’den naklen Muhammed Reşad, s. 28)
Görülmektedir ki öncelikli amaçları çamur at izi kalsın deyimiyle yola çıkarak çevre edinilmesi ve daha sonra Masonluk faaliyetleriyle İslam’a ve kurumlarına sızmaya bu şahıslar vasıtasıyla kalkışılmaktadır. Günümüzdeki reformistler ehli sünnet alimlerini küstahça eleştirmektedir. Daha çok bu densizliği destekleyen kesim ise cahilane bir hayattan gelen ve kaynak olarak kuran meali okuduktan sonra bu reformistler ve çıraklarının fikirlerinden etkilenen şaşkın insanlar topluluğu oluşturmaktadır. Bunlar sosyal medyada kuranı yeniden konumlandırmaya ve okumaya yöneltmekle sözde hakkı haykırdıklarını düşünmektedirler. 1400 yıldır elimizde biriken alimlerin eserleri bir çırpıda heva ve heveslere kurban edilir. Zaten asıl amaç bu kadim kaynakların itibarsızlaştırılarak ortadan kaldırılmasıdır. Hadis kaynakları onların nazarında söylentilerden, haşa dedikodulardan ibarettir. Sömürgeci güçler kuranı ortadan kaldıramadıklarından dolayı sünnete saldırmakta ve bu oryantalist çırakları olan reformistleri kullanmaktadırlar. Bilinir ki sünnet ortadan kalkarsa kuran her gönül ve her dil tarafından farklı yorumlanmak suretiyle tahrif edilecektir

İman Hayat

Share
Published by
İman Hayat

Recent Posts

Müminin Süsü; Yumuşak Huyluluk – Yusuf Yılmaz

https://www.youtube.com/watch?v=2xzqWn30i1A

6 sene ago

Cömertliğin Zirvesi Îsar – 2 – Yusuf Yılmaz

https://www.youtube.com/watch?v=JFsiv4Myt30

6 sene ago

Cömertliğin Zirvesi Îsar – 1 – Yusuf Yılmaz

https://www.youtube.com/watch?v=W_ns5xrZur4

6 sene ago

Yusuf Yılmaz – Allah Kimlere Rahmet Eder

Allah Kimlere Rahmet Eder Yusuf Yılmaz Hocamızın anlatımı ile İman Ve Hayat

7 sene ago

This website uses cookies.